Cold Snap – Perfection (2010)

Geçen yıl Cold Snap’i Manu Chao’nun meşhur–belki de en meşhur şarkısı Bongo Bong‘a yaptıkları coverla tanımıştım. Her ne kadar Manu Chao’nun şarkısını sevsem de, bence tarzının da etkisiyle Cold Snap’in coverı orijinalinden daha güzel. O zaman haklarında biraz araştırma yapmıştım, Hırvat bi grup. Aslında çok da fazla bilgiye ulaşamamıştım, bir wikipedia sayfaları bile yoktu vakti zamanında. Neyse işte albümlerini indirip dinlemiştim, hala da dinliyorum, şimdi de size tanıtmak istedim. 2010’da çıkarttıkları Perfection 2. albümleri. Yorumlar ilkinden çok daha iyi, grubu uluslararası alana taşıyacağı yönünde. Açıkcası pek de taşıyabildiğini söyleyemeyiz, hala bi wikipedia sayfaları bile yok çünkü:) Ama işin doğrusu gerçekten de çok güzel bir albüm. Şu ana kadar çok tanınmamış olmaları cidden büyük şanssızlık. Elemanlar güzel müzik yapıyolar. Neyse kısaca albüm hakkındaki düşüncelerimi söyleyeyim. 13 parçadan oluşuyor Perfection. Genel olarak güzel bi albüm. Bongo Bong’un haricinde Snap, Party, Going Nowhere, Friend ve Bury The Hatchet albümden beğendiğim şarkılar. Zaten 1-2 dandik şarkı harici kalanlar güzel. Müzikal analize hiç girmiyorum, çapım yetmez. Bi dinleyici olarak sevdim işte. Size de tavsiye ederim, güzel albüm.

Teşekkürler Pamela

iki sebepten dolayı… kronolojik gidim

Geçen perşembe arkadaş aradı, akşama Pamela konseri var geliyo musun dedi. Sordum nerede, dedim her türlü. Birkaç arkadaşı daha alıp gittik. Adını ilk defa duyduğum, çayyolunda bi mekandaydı, Crossroads Live. Ufak tefek ama iyi tasarlanmış bi yer, güzel bi ambiyansı var. Galiba konserin gece 12’de ve de Ankara’nın bir ucunda olmasından dolayı çok aşırı bi kalabalık yoktu ama mekan da doluydu. 3 gün öncesinde gidip de “bu ne kalabalık lan?” deyip geri çıktığımız Vega konseriyle alakası yoktu, ki bu da çok güzel bir şeydi aslında. Neyse kısa kesip sadete geleyim, Pamela gerçekten şahane bir ses. İyi ses kendini sahnede belli eder derler. Tamam bu lafı şimdi ben uydurmuş olabilirim:) Ama sonuç olarak Pamela’nın canlı performansı enfesti. O kadar ki konsere gelen bi arkadaşıma konserden iki gün sonra dinlemesi için bi şarkısını söyledim, “tamam güzel de sahnedeyken çok daha iyidi” dedi. İnsanlar o albüm kayıtlarının en iyisi olmalarını sağlamak için ellerinden gelen herşeyi yapıyorlar ve biri çıkıp da tamam bu da güzel ama sahnede bir başkaydı diyor. İşte bence şahane ses budur. Birinci teşekkür bu şahane gece için işte.

Ama benim bu yazıyı yazmamın amacı o gece değil. Bugün benim önemli bi sınavım vardı, dün canım bir şeylere sıkkındı ve hiç mi hiç ders çalışmak istemiyordu. Sanki hiç istedi ya? Ama dün baya kötüydü, defterin kapağını açmamla kapatmam arasında geçen süreye süre demezsiniz, o kadar azdı. Sonra bir şeyleri hatırladım, nasıl mutlu olduğumu hatırladım. Formül basitti, hiçbir şeyi kafana takma sadece kulaklıklarını kulağına tak yeter. Konserin ardından o günlerde sıkça Pamela dinliyodum, o yüzden de ipoddaki son dinlenen şarkı da Pamela’dandı. Sonuç olarak dinledim, dinledikçe moralim düzeldi, moralim düzeldikçe dinlemeye devam ettim. Sanırım Pamela’nın dört albümündeki her şarkıyı bi en az ikişer kez falan dinledim, bazılarını belki de on kez dinledim. Moralimin düzelmesiyle de ders çalışmaya başlayabildim ve yeteri kadar çalıştım, sınav da iyi geçti. Ve hala da moralim iyi, çünkü nasıl mutlu olduğumu hatırlıyorum artık. İşte asıl teşekkür moralimi düzelttiğin için geliyor Pamela. Eyvallah…

[Kitap] Bisküviyi Çaya Yatay Bandırın

Çok kitap okuyan bir insan değilim. Çocukluğumdan beri bu hep böyle. Başta annem ve babam olmak üzere bana düzenli kitap okuma alışkanlığı kazandırmak isteyen çok insan oldu ama hiçbiri başarılı olamadı. Malesef kitap okumayı sevmiyorum çünkü kitaplardan çok kolay sıkılıyorum. (Aslında her şeyden çok kolay sıkılıyorum, bilgisayarımda zamanında yükleyip de sadece bir defa oynadığım onlarca oyun var. Ama bir şeye bağlandım mı da sağlam bağlanıyorum) Bu yüzden de okuyacağım nadir kitaplardan birini seçerken bu özelliğimi göz önüne alıp sadece akıcılığı yüksek kitapları tercih ediyorum ama yine de arada yanlış tercihte bulunup da bitirmemin aylarımı aldığı kitapları seçtiğim oluyor. Hem ilgimi çekecek konulardan bahseden hem hızlı bir işleyişi olan hem de genel olarak iyi bir hikayesi olan bir roman bulmak kolay olmuyor.

Bisküviyi Çaya Yatay Bandırın kitabını gördüğüm anda tam bana göre bir kitap olduğunu anladım. Çünkü hem ilgimi çeken şeylerden bahsediyordu hem de kısa kısa bölümlerden oluşuyordu, böylece kitaptan sıkılmayacaktım. O yüzden de halihazırda okuduğum bir roman ( tam olarak okuduğum sayılmaz, bir aydır kapağını açmamıştım) olmasına rağmen ilk fırsatta bu kitabı aldım ve çok kısa bi sürede, sanırım 2 günde bitirdim. Tam bana göre eğlenceli bir kitapmış gerçekten.

Peki bu kitap neden bahsediyor kardeşim? Bu kitap dünyadaki ilginç bulgulara ulaşmış bazı akademik deneylerin/araştırmaların sonuçlarında yazılmış makalelerden oluşan bir derleme aslında. Tabi ki kitap akademik bir anlatımdan ziyade okuyucuyu sıkmayacak şekilde “bilimin eğlenceli yüzü” konseptine uygun bir anlatıma sahip. İçerisinde dünyanın dört bir yanından çeşitli üniversitelerde yapılmış araştırmaların sonuçları var. Türkiye’den de Mersin Üniversitesi’nden 5 araştırmacının yaptığı “patatesleri kızartmadan önce mikrodalga fırında pişirmek daha sağlıklıdır” sonucuna varan bir araştırma var. Bunun gibi toplamda 104 tane ilginç bilimsel gerçek var kitapta. Hoşuma giden birkaç tanesini yazayım.

— Sakız çiğneyin (ve hafızanız güçlensin)

— Hava yastığına para harcamayın

— Dişlerinizi fırçalayın (ve kalp krizi riskini azaltın)

— Kararı ertesi güne bırakın

— Kendinize güveniniz mi yok? Kötü dedektif romanları okuyun

 

Kitaptaki 104 gerçeğin bazılarını daha önceden duymuştum. Mesela o patates kızartması gerçeğini bi arkadaşım anlatmıştı, bisküviyi çaya yatay bandırma muhabbetini bi belgeselde izlemiştim. Okuduğumda beni gerçekten şaşırtan gerçekler de oldu arada.

Velhasılı kelam güzel, eğlenceli kitap işte. Bir gereksiz bilgiler kitabı olarak düşünmeyin, çünkü o tarz kitaplardan çok daha fazla bilimsel altyapısı olan bir kitap. Alın, bir yerden bir yere giderken falan okursunuz. Zaten toplamda çok uzun değil ve de her gerçek ortalama 1-2 sayfa falan. Bu yüzden de okurken hiç sıkılmıyorsunuz.

Uçan şeyler falan, güzel şeyler bunlar

Bu videoya dün denk geldim. Gerçekten şahane bişey, bayıldım resmen. Ama insan nasıl olduğunu da merak ediyor tabi. Dün vaktim yoktu, bugün anca araştırabildim ve nasıl işlediğiyle alakalı bazı bilgilere ulaştım, kafamda onları birleştirdim. Baştan bir şeyi belirtmek istiyorum; videodakiler, benim anlatacaklarım falan benim bilgi dağarcığımla yani bu zamana kadar bana öğretilenlerle falan hiç mi hiç alakalı şeyler değil. O yüzden yazdıklarımda hata, yanlış bilgi olma ihtimali oldukça olasıdır, aklınızda bulunsun. Benim yaptığım sadece olayı biraz internette araştırıp, nasıl olduğuyla alakalı bi mantığa ulaşmak.

Önce videoda o uçan şeyin ne olduğunu açıklayayım. İçinde olan superconductor yani süper iletken bi madde. Bu madde ya da cisim sıvı azot yardımıyla soğutuluyor. Sıcaklığı oldukça düşürülüyor. Böylece bu cismin elektriksel direnci çok çok düşüyor ve iletkenliği çok yüksek seviyelere geliyor. Bu süper iletkenlik konsepti ilk defa 1911’de bulunmuş, ilginç bişey gerçekten. Garip garip şeyler yapmaya çalışıyorlar bunlarla. Mesela benim karşılaştığım bi uygulaması, santralden çıkan elektriği taşıyan elektrik tellerinde, telin direncinden dolayı oluşan kayıpları önlemek için bu süper iletkenlerin kullanılmasıydı. Telleri yerin altına indirip sürekli soğutarak güç kayıplarını minimuma indirmek üzerine.

Herneyse, videodaki süper iletkenin üzerinde gittiği yolun içeriğine gelecek olursak, orada kullanılanlar mıknatıs. Ama bu mıknatıslar birbirleriyle ters magnetik alan oluşturacak şekilde bir ters bir düz falan şeklinde yerleştirilmiş vaziyetteler.

Olan olay ne peki? Benim anladığım kadarıyla bu mıknatısların oluşturduğu magnetik alanın içerisinde bu süper iletken cisim bir şekilde kilitleniyor. Gözüken o ki ters magnetik alanların uyguladığı kuvvetlerle, ya da maddeyi taşımalarıyla diyelim, dengede kalıyor. Elektrik bilgim tam olarak nasıl taşıdığını ya da abinin dediği gibi kilitlediğini açıklamaya yetmiyor malesef. En son elektrikle işim galiba 3 yıl önce falandı, o da kirşof seviyesindeydi anca:) Zaten burda olan da geleneksel elektrik konularının ötesinde kuantum fiziğiyle alakalı sanırım.

Benim ulaştığım açıklama bu oldu işte.

Bir de ilerisi için günlük girdisinde bulunmak istiyorum. Bugün gerçekten çok üzücü bir gün oldu. Çok fazla bir şey de denilemiyor ne yazık ki, ölen o kadar gencecik insana yazık…

Umarım bir gün bu ülke barışı da görür ve bu olaylara artık kötü bir tarihimiz olarak bakabiliriz.

Oscarları tahminlemece

 

Bazıları sallamasyon oldu ama yapcak bişi yok, zaten bazı dallarda ödülleri aday filmleri izlemeden veriyolar di mi? (di mi lan???)

Nese tahminlerimi yapayım da bakalım sabaha 24te kaç tutturacam.

 

 

 

BEST PICTURE

Share My Pick

Share to Facebook Share to Twitter

http://a.oscar.go.com/media/2011/images/image-util/66x83/4186b530ccaf022f50fe42cfd3192f92.jpg

Black Swan

A Protozoa and Phoenix Pictures Production Mike Medavoy, Brian Oliver and Scott Franklin

View Nominee Info

Share My Pick

Share to Facebook Share to Twitter

http://a.oscar.go.com/media/2011/images/image-util/66x83/1aca66d6b37e90dac4d35472f370c351.jpg

The Fighter

A Relativity Media Production David Hoberman, Todd Lieberman and Mark Wahlberg

View Nominee Info

Inception

Share My Pick

Share to Facebook Share to Twitter

http://a.oscar.go.com/media/2011/images/image-util/66x83/af010e27b1f80695608e35f19c4208fa.jpg

The Kids Are All Right

An Antidote Films, Mandalay Vision and Gilbert Films Production Gary Gilbert, Jeffrey Levy-Hinte and Celine Rattray

View Nominee Info

Share My Pick

Share to Facebook Share to Twitter

http://a.oscar.go.com/media/2011/images/image-util/66x83/6b33099d28193ca88fc70f986f3dae9f.jpg

The King’s Speech

A See-Saw Films and Bedlam Production Iain Canning, Emile Sherman and Gareth Unwin

View Nominee Info

Share My Pick

Share to Facebook Share to Twitter

http://a.oscar.go.com/media/2011/images/image-util/66x83/f6d1b8344ebfd696c81678b927700752.jpg

127 Hours

An Hours Production Christian Colson, Danny Boyle and John Smithson

View Nominee Info

Share My Pick

Share to Facebook Share to Twitter

http://a.oscar.go.com/media/2011/images/image-util/66x83/4a1df4f9c7184347cb243e8e797ee222.jpg

The Social Network

A Columbia Pictures Production Scott Rudin, Dana Brunetti, Michael De Luca and Ceán Chaffin

View Nominee Info

Share My Pick

Share to Facebook Share to Twitter

http://a.oscar.go.com/media/2011/images/image-util/66x83/f50753856cfc355a68fae49c44875465.jpg

Toy Story 3

A Pixar Production Darla K. Anderson

View Nominee Info

Share My Pick

Share to Facebook Share to Twitter

http://a.oscar.go.com/media/2011/images/image-util/66x83/d5c363a8b68799b896b51e852ed889df.jpg

True Grit

A Paramount Pictures Production Scott Rudin, Ethan Coen and Joel Coen

View Nominee Info

Share My Pick

Share to Facebook Share to Twitter

http://a.oscar.go.com/media/2011/images/image-util/66x83/d1d9598fb4f72d7bb80e297ab387d6bc.jpg

Winter’s Bone

An Anonymous Content and Winter’s Bone Production Anne Rosellini and Alix Madigan-Yorkin

View Nominee Info

ACTOR IN A LEADING ROLE

Share My Pick

Share to Facebook Share to Twitter

http://a.oscar.go.com/media/2011/images/image-util/66x83/3efb380c58fd5cecb88d0a15691343ce.jpg

Javier Bardem

Biutiful A Menage Atroz, Mod Producciones and Ikiru Films Production

View Nominee Info

Share My Pick

Share to Facebook Share to Twitter

http://a.oscar.go.com/media/2011/images/image-util/66x83/d5c363a8b68799b896b51e852ed889df.jpg

Jeff Bridges

True Grit A Paramount Pictures Production

View Nominee Info

Share My Pick

Share to Facebook Share to Twitter

http://a.oscar.go.com/media/2011/images/image-util/66x83/91d488ad6f4f0e1e29c75b227f66f4e9.jpg

Jesse Eisenberg

The Social Network A Columbia Pictures Production

View Nominee Info

Colin Firth

Share My Pick

Share to Facebook Share to Twitter

http://a.oscar.go.com/media/2011/images/image-util/66x83/1f7a4cb80501e32f11e1509d4e733f6a.jpg

James Franco

127 Hours An Hours Production

View Nominee Info

ACTOR IN A SUPPORTING ROLE

Christian Bale

Share My Pick

Share to Facebook Share to Twitter

http://a.oscar.go.com/media/2011/images/image-util/66x83/67716f8eae0acc6f9187fbd5d97759cd.jpg

John Hawkes

Winter’s Bone An Anonymous Content and Winter’s Bone Production

View Nominee Info

Share My Pick

Share to Facebook Share to Twitter

http://a.oscar.go.com/media/2011/images/image-util/66x83/49af1e569fd6bac3a7e84dcbaeb06c93.jpg

Jeremy Renner

The Town A Charlestown Production

View Nominee Info

Share My Pick

Share to Facebook Share to Twitter

http://a.oscar.go.com/media/2011/images/image-util/66x83/63367d68d3af2142926a13153c0280ee.jpg

Mark Ruffalo

The Kids Are All Right An Antidote Films, Mandalay Vision and Gilbert Films Production

View Nominee Info

Share My Pick

Share to Facebook Share to Twitter

http://a.oscar.go.com/media/2011/images/image-util/66x83/8b4ed26e719d036463a40196fec4fa34.jpg

Geoffrey Rush

The King’s Speech A See-Saw Films and Bedlam Production

View Nominee Info

ACTRESS IN A LEADING ROLE

Share My Pick

Share to Facebook Share to Twitter

http://a.oscar.go.com/media/2011/images/image-util/66x83/d585d77e886ed485f47f9a69ea60796d.jpg

Annette Bening

The Kids Are All Right An Antidote Films, Mandalay Vision and Gilbert Films Production

View Nominee Info

Share My Pick

Share to Facebook Share to Twitter

http://a.oscar.go.com/media/2011/images/image-util/66x83/cd60aa2cc615f285e93ab3c9e279fbf3.jpg

Nicole Kidman

Rabbit Hole An Olympus Pictures, Blossom Films and Oddlot Entertainment Production

View Nominee Info

Share My Pick

Share to Facebook Share to Twitter

http://a.oscar.go.com/media/2011/images/image-util/66x83/2da84d4cc3df9047e8142003306709e8.jpg

Jennifer Lawrence

Winter’s Bone An Anonymous Content and Winter’s Bone Production

View Nominee Info

Natalie Portman

Share My Pick

Share to Facebook Share to Twitter

http://a.oscar.go.com/media/2011/images/image-util/66x83/6a9494d7bbda0caf852620ac5593f427.jpg

Michelle Williams

Blue Valentine A Silverwood Films and Hunting Lane Films Production

View Nominee Info

ACTRESS IN A SUPPORTING ROLE

Share My Pick

Share to Facebook Share to Twitter

http://a.oscar.go.com/media/2011/images/image-util/66x83/fc89d55a86203477de05c96f2dbb7251.jpg

Amy Adams

The Fighter A Relativity Media Production

View Nominee Info

Helena Bonham Carter

Share My Pick

Share to Facebook Share to Twitter

http://a.oscar.go.com/media/2011/images/image-util/66x83/f12142b06334e8d64a742a8f049f9d8c.jpg

Melissa Leo

The Fighter A Relativity Media Production

View Nominee Info

Share My Pick

Share to Facebook Share to Twitter

http://a.oscar.go.com/media/2011/images/image-util/66x83/3a6ebc0a89d06b885092f16251b2cca8.jpg Continue reading

Kick-Ass (2010)

Kick-Ass

Kick-Ass (2010)

Hayatta öyle boş boş takılırken, “neden kimse süper kahraman olmuyo yaw” deyip, süper güçleri olmayan bir süper kahraman olmaya karar veren bir gencin hikayesi. Yine bir marvel çizgi-roman uyarlaması ama diğerleri gibi popüler bir çizgi-roman değil. Ben filmi izledikten sonra uyarlama olduğunu öğrendim, önceden hiç duymamıştım. Ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki şu ana kadar yapılmış en iyi çizgi-roman uyarlaması film. Zaten hakederek aldığı imdb puanından da belli oluyor.

Güçleri olmaya bir kahraman önce filmin doğasına aykırı gibi gözükse de, belki de filmi bu kadar güzel yapan şey buydu. Sonuçta gücün olmaması demek, kısıtlama yok manasına geliyor. Örümcek adama ağ attırmak, cyclops’a gözlerinden ışın çıkarttırmak ya da hulku sinirlendirip oraya buraya saldırtmak zorundasınız. Ama Kick-Ass de böyle bir sıkıntı yok, ver silahı eline gitsin. Bu da çeşitlilik demek oluyor ve film sıkıcılıktan uzaklaşıyor. Yönetmenin hünerlerini sergileyebilmesi için ortam sağlıyor.

Karakter analizine girmeyeceğim. Spoiler verecek olmasam da filmin tadını azaltmaya gerek yok.

Sonuç olarak çok beğendiğim bir filmdi. Genelde çizgi-roman uyarlamalarını severim, bu da içlerinden en iyisiydi. O yüzden puanı da yüksek oldu. Birisi çıksa “o kadar da güzel değil be” dese, tamam demek ki tarzı değilmiş deyip geçerim.

Sana puanım 9 kanka!

Cop out (2010)

Cop Out

Çok lanet bi huyum var. Çok salak bir vakitte uyansam bile, uyandım mı bir daha uyuyamam. Buna uyandırılma durumları da dahil. Bu gece de eksik olsunlar, gece 4’e kadar dışarda alem yapan ayyaşlar ordusu tarafından uyandırıldım. Tekrar uyumaya çalıştım ama nafile. Dedim bari bi film izleyeyim, beğenmezsem sıkılırım uykum gelir yatarım. Ama bile bile lades olmamak için de komedi seçtim.

Cop out (2010)

Filmin konusu için, yaptıkları sakarlıklar yüzünden uzaklaştırma cezası alan iki polisin, kendi işlerini kendileri görmeleri diyebiliriz. İlk başta avanak polis filmi izlenimi verse de bundan çok daha fazlasına sahip. Eğlenceli ve sürükleyici bir senaryosu var. 105 dakika bir solukta bitiyor. Tabi bunda senaryo kadar çok başarılı oyuncuların da etkisi büyük. Özellikle Tracy Morgan (Paul) baya bi komikti, gece gece yardı beni. Ama Bruce Willis’in (Jimmy) de hakkını yememek lazım. Herhalde komşum bir katil filmlerinden sonraki ilk komedi filmiydi bu. Hele surrogates gibi berbat bir filmden sonra Bruce Willis’i adam gibi bir filmde görmek iyi geldi. Film boyunca kalitesini gösteriyor.

Guillermo Diaz
Unutmadan Guillermo Diaz’a (Poh Boy) da değinmek lazım. Herhalde bu proje önüne geldiğinde bir dakika bile düşünmemiştir. Çünkü filmde, 2-3 yıldır weeds’de oynadığı rolün çok benzeri bir role sahip. Rolüne hiç çalışmamış bile olabilir, belki sadece 2 günde replikleri ezberleyip oynamıştır. Ama yiğidi öldür hakkını yeme, adam bu role çok iyi gidiyor, sanki bu rol için yaratılmış.

İzlemenizi şiddetle tavsiye ederim. Hot Fuzz tadında bir film. imdb puanın düşük olduğuna bakmayın. Sonuçta komedi biraz daha kültürle alakalı bir tür. Her kültürün insanı aynı şeylere gülmüyor. Ama benim hoşuma gitti.

aaa köpekler yalıncağa sabah yürüyüşüne çıkmışlar

olamaz güneş ışığı! ben artık yatar…

Sana puanım 8 kanka!

The Sorcerer’s Apprentice (2010)

The Sorcerer's Apprentice

The Sorcerer’s Apprentice (2010)

Açıkcası bu filme giderken biraz daha ağır bir film bekliyordum ama karşıma tam bir çocuk filmi çıktı. Hayal kırıklığına uğradım. O yüzden bu film hakkında çok fazla birşey yazamayacağım. Pek iyi şeyleri hakeden bir film de değil açıkcası. Jerry Bruckheimer’dan beklenmeyecek kadar kötü bir filmdi bence. Kısaca basit bir senaryonun üzerine bolca para harcanarak, görsel efektlerle doldurulmuş bir film diyebilirim. Filmin sonunu 30. dakikada tahmin edebiliyosunuz. Gerisi efekt izleme oluyo.

Gitmenizi tavsiye etmem. Ya da şöyle diyeyim; yaşınız 13den büyükse gitmeyin. Sonra ömer demişti dersiniz bak.

Sana puanım 5 kanka!

Hot Tub Time Machine (2010)

Hot Tub Time Machine (2010)

Hot Tub Time Machine (2010)

Jakuziden “bozma” zaman makinesi

Her yıl oldukça fazla komedi filmi çekiliyor. Bunun birkaç sebebi var. Birincisi bütçelerinin çok düşük olması, bir aksiyon filmiyle karşılaştırıldığında oldukça ucuzlar. İkincisi de her zaman bir piyasalarının olması. Kabul edelim, çoğunluğu iyi olmasa da çok fazla komedi filmi izliyoruz. Yılda anca 2-3 tane gerçekten güzel komedi filmi çıkıyor. İşte bence Hot Tub Time Machine de bunlardan biri. Ben izlerken baya bi eğlendim açıkcası. Arada yapılan ince espriler şahaneydi. (Ben de şimdi öğrendim, doğru yazılışı espriymiş) İşin içinde zaman yolculuğu olunca malzeme de çok oluyor.


Craig Robinson (Nick) için de bir şeyler söyleme istiyorum. The Office ile başlayan yükselişini hızla sürdürüyor. Gün geçtikçe daha iyi filmlerde rol alıyor ve bunun sebebi de şu anki popüleritesi değil, adam gerçekten komik ve bunu şaklabanlıklar yaparak da sağlamıyor. Saf bir komikliği var. Yüzünü eskitmezse önü açık.


Tabi Lizzy Caplan’ı (April) da unutmamak lazım. Filmdeki rolü çok uzun olmasa da, olduğu bölümlerde insanı ekrana kitliyor. Oyunculuğu o kadar güzel olmasa da kendi güzelliği bana yetti. Bundan önce True Blood’da karşımıza çıkmıştı. Kamera bir anda Anna Paquin’den Lizzy Caplan’a geçince, bi süre odaklanma sorunu ortaya çıkıyodu.

Filmi izlemenizi tavsiye ederim. Eğlenirsiniz. Beni güldürdü, sizi de güldürsün.

Sana puanım 8 Kanka!

I Love You Phillip Morris (2009)

4-5 yıldır izlediğim her filme imdb sayfasında puan veriyorum. Baya faydalı bişey tavsiye ederim. Sonuçta sıcağı sıcağına oy veriyosun. Bu yüzden de üzerinden vakit geçse de film hakkındaki görüşünü hatırlayabiliyorsun. Birisi senden bir film önermeni isteyince, buradan birşeyler önerebiliyorsun. İşe yarar bişi.

İzlediğim her film için yapar mıyım bilmiyorum ama bundan sonra izlediğim filmler için burada kısa da olsa birşeyler yazmak istiyorum. Hem filmi izlemeyi düşünenler için faydalı olur hem de film hakkındaki düşüncelerimi saklamış olurum diye düşünüyorum.

I Love You Phillip Morris (2009)

Normalde bir filmi izlemeden önce ya izleyen birilerine sorarım ya da internette biraz konusunu falan araştırırım. Piyasada film çok. Eğer her gün bir film izlemeye kassanız, ömrünüzün sonunda kadar film sıkıntısı çekmezsiniz herhalde. Ha bi de internet sağolsun istediğimiz filme anında ulaşınca durum daha da vahimleşiyor. O yüzden pat diye, hakkında hiçbir şey bilmeden izlediğim film azdır. Ama işin içinde jim carrey olunca izlememe gibi bir ihtimal olmuyor. Filme geçelim.

Çok iyi oyuncular -en azından benim gözümde-, idare eder bi senaryo, idare eder bir yönetmen falan ama olmuyo ya. Ne kadar kendini modern görsen de olmuyo. Öyle homofobik biri değilimdir ama gözüme sokulunca da biraz rahatsız oldum açıkcası. Bir de filmi önceden araştırmadığım için sürpriz oldu.

Eğlendirme açısından yes man nin yanından bile geçemiyor ama çerez niyetine gider arada. Özellikle ilk bir saatten sonrası biraz baydı beni. Ama tabi ki yaran sahneler de yok değil. Özellikle dava bölümü şahaneydi.

Sana puanım 6 kanka!

Proudly powered by WordPress
Theme: Esquire by Matthew Buchanan.