Parov Stelar Mix

Parov Stelar ilginç işler yapan bir dj, produktör. Electro swing diye adlandırılan bir türde müzik yapıyor. Bu türü başlatanlarından biri olarak görülüyor. Oldukça eğlenceli parçaları var. Yurtdışında ve Türkiye’de önemli bir hayran kitlesi mevcut. Ülkemize de arada gelip konserler veriyor. The Parov Stelar Band diye bir grubu var. Geçen yıl bi ara Ankara’da Saklıkent’te de bi konser vermişti. Gitme fırsatım olmamıştı, neden diye hatırlamıyorum.

Eskiden karışık kasetler vardı. 2 tane kaset yeri olan teypler kullanılarak kasetler hazırlanırdı. İnsanlar hem kendileri hem de arkadaşları için karışık kasetler yapardı. Birbirlerine hediye falan ederlerdi. Ondan sonra karışık CD dönemi oldu bi ara. O çok fazla sürmedi, mp3 dosyalarını çalabilen CD çalarlar çıktıktan sonra her CD yüzlerce şarkı almaya başladı. Ondan sonrası da işte mp3 çalarlar zaten. Şimdi artık günümüzde sadece arabalarda CD’ler dinleniyor sanırım.

Biraz eski günlerin anısına ben de bugün Parov Stelar’ın en sevdiğim 10 parçasını derledim, bir albüm yapıp müzik çalarıma attım. Genel olarak eğlenceli şarkılardan oluşuyor. Hani şu bütün moral bozukluklarını alıp götürme gücü olan şarkılardan.

 

Parov Stelar Mix:

1. The Phantom

2. Matilda

3. Catgroove

4. Jimmy´s Gang

5. Lost in Amsterdam

6. The Mojo Radio Gang

7. A Night in Torino

8. Coco

9. Homesick

10. Chambermaid Swing

Vincent!!! Oğlum benim…

Sizi Vincent’la tanıştırayım. Vincent bizim otoparktaki köpek çetemizin bir üyesidir. Otopark dediysem, çete dediysem hemen aklınıza otopark mafyaları gelmesin. Ya da gelsin, düşünsenize iki köpek girişte para alıyor, makbuz kesiyor. Para vermeyi reddederseniz ağzını lastiğinize götürüp “öde yoksa ısırırım ha” resti falan çekiyor.

Hayal gücü güzel şey tabi. Neyse bizim çetenin öyle işlerde parmağı (patisi?) yok. Bizimkiler uysal hayvanlar, evcil sokak köpeği olmuşlar. Çevredeki lojmanlardan yemek desteği falan alıyorlar, pek bi uğraşları yok yani anlayacağınız. Vincent da ekibin önemli parçalarından biri. Yok lan değil, ben Vincent’ı bir şey yaparken hiç görmedim ne yalan söyleyim. Sadece üzerine güneş geldiğinde veya ordan araba geçecekse işte yattığı yerden kalktığını gördüm. Zaten o zaman da gidip başka bir yere yatıyor. Eğer ekipte bir şeylerin sorumlusu Vincent’sa o bir şeylerin yerine getirilmesinde ciddi sıkıntılar olur. Sanırım bunu diğer köpekler de düşünmüş olsalar gerek. Gözcü, bekçi tarzı bi görevi olabilir Vincent’ın, tam emin değilim.

vincent uzaklardan gelen bir sese kulak kabartmışken

Vincent biraz farklı bir köpek. Kendisi bizim yanımıza gelmeden önce bir aktör köpekti. İsminden hatırlamış olabilirsiniz ya da hatırlamamışsınızdır, herkes Lost izleyecek değil sonuçta. Lost’ta da açıkcası çok çalışkan bi köpek değildi, orda burda gezerdi anca işte.

vincent’ın lost günlerinden bir kare

O zamanlar yüzü gülermiş Vincent’ın. Eee ben de havailerden kalkıp ankaraya gelsem gülmezdim artık herhalde. Bi de pislendi biraz üzeri, kendine bakmaz oldu Vincent. Oğlum en azından yattığın yeri bi önce süpür, pislik mislik gitsin öyle yat diyorum ama hiç sallamıyor beni.

vincent objektife o sempatik bakışını atarken

vincent hayatını gözden geçirirken

Vincent olaylara pek karışmaz. Bazen ormanın ordan başka köpeklerin sesleri falan gelir, bizim otopark tayfasında bir hareketlenmeler başlar ama Vincent pek takılmaz onlara. Zaten ben Vincent’ın havladığına sadece bir kez şahit oldum. Yoğun kar yağışlı bir gecenin ardından arabayı bulunduğu yerden çıkarmaya çalışıyorduk. Arabanın patinaj sesine çok ayar olmuştu o zaman Vincent. Gelip patinaj çeken lastiğe havlamıştı baya. Sanırım geçmişten kötü bir anısını anımsatmıştı ona.

vincent bu hayattan biraz sıkıldı sanırım

sus ben senle konuşmuyorum bakışı

Vincent gidişime biraz bozuldu sanırım. Her ne kadar kendisi biraz duygularını göstermeyen bir köpek olsa da bana karşı hep iyiydi Vincent. Bazen yoldan gelirken beni karşılardı, yani öyle yanıma falan gelmezdi ama ben onun bakışlarından anlardım hoşgeldin abi deyişini. Biraz içine kapanık bir köpek Vincent. Boş vakitlerinde sürekli uzaklara bakıp bir şeyleri düşünüyor, ondan sanırım.

Ben kendini gördüğümde “Vincent!!! Oğlum benim..” derdim. Siz de eğer bir gün Vincent’a bir yerlerde rastlarsanız aynısını deyin. Eğer size de hiçbir tepki vermezse sıkıntısı yoktur demek ki.

Vincent!!! Oğlum benim…

Proudly powered by WordPress
Theme: Esquire by Matthew Buchanan.